pr ve sosyal medya | MAD PR & SOSYAL MEDYA

Kültür-sanat ve eğlence dünyasının sosyal medyadaki geleceği!

Social-Media-TV

Yazıya başlamadan önce kavramsal olarak okumayı kolaylaştıracak bir duruma başvuralım. Her türlü kurum, firma, şahıs, ürün, televizyon programı, dizi, sinema filmi, ünlü sanatçı…vs. gibi iş verenin ya da geniş anlamıyla arz yaratanın adına “ÜRETİCİ” diyelim. Tüm bu ÜRETİCİlerin üretimlerini talep eden her türlü kişi, kurum, müşteri, takipçi…vs. ise “TÜKETİCİ” olsun.

Geleneksel ‘Medya’ araçlarını pazarlama iletişimi için önemli bir mecra olarak gören her türlü ÜRETİCİ, ‘Sosyal Medya’nın gücünü de çabucak kavramalı. Zira geleneksel medyanın yerine hızla göz diken Sosyal Medya – Dijital PR birkaç yıl içinde bu yer değiştirme hızını ikiye hatta üçe katlayacak!

Sosyal medyanın en büyük avantajlarından biri de kuşkusuz ki interaktiflik. ÜRETİCİ geleneksel medya ya da eski usul pazarlama yöntemlerinde TÜKETİCİ ile birebir etkileşim içine giremiyordu. Oysa sosyal medya ve dijital pazarlama buna imkan vererek TÜKETİCİnin en etkin biçimde işin içine dahil olmasını sağlıyor. İnteraktif özellikli her türlü sosyal medya mecrası TÜKETİCİyi kendisine daha çabuk çekiyor. Sorununu/eleştirisini/önerisini anında ileten TÜKETİCİ anında cevap aldığı ÜRETİCİden daha fazla memnun kalıp onu diğerlerine göre daha çok takip ediyor/destekliyor. Bunun yanında geleneksel medya onlarca yıldır yerinde sayarken, yani herhangi bir yenilik göstermeden TÜKETİCİye ulaşırken, sosyal medya sürekli bir devinim halinde. Her daim yeni bir sosyal medya mecrası oluşturulmakta/icat edilmekte/benimsenmekte. Bu, hızla değişen popülarite, sosyal medyanın ayakta kalmasını ve güçlenmesini sağlamakta.

Bunun en taze örneğini televizyon dünyasında görmeye başlıyoruz. Önemli medya sitelerinden başı çeken Medyatava artık televizyon dünyası için sadece tv reytinglerini değil, sosyal medya reytinglerini de yayınlamaya başladı. Somera Araştırma Şirketi’nin sosyal medyadaki ölçümleri günlük olarak televizyonculara, yapımcılara, izleyicilere ve en önemlisi reklam verene yol gösterecek. Tabi ki, reklam verenin bu olayı hemen benimsemesi ve reklamlarını bu verilere göre şekillendirmesi hayalcilik olur. Ancak ortalama 6 ay sonra bu veriler hem reklam verenin hem kanal yöneticilerinin hem de yapımcıların en çok dikkat ettiği noktalardan biri olacak. Zira televizyon reytinglerinin 2.500 civarında evden alınan verilerle oluşturduğu aşikar. Sosyal Medya ise bu sayıyı milyonlara yayarak verilerin daha homojen dağılmasını sağlamakta. Üstelik seyircinin demografik özellikleri hakkında daha çok bilgiye ulaşılabiliyor. Seyircinin interaktifliği avantaja çevirip sevdiği diziyi ayakta tutmaya çalışması da cabası… Sosyal Medya entegresi için elini çabuk tutan, (sosyal medya uzmanları, danışmanları ve ajansları ile işbirliğine giren) yapımcılar, televizyoncular çok yakında liderliğin tadını çıkaracaklar.

Aynı mantıkla sinema filmi yapanların da seyirci kitlesini genişletmeleri için daha film çekimi başlamadan, hatta cast aşamasından itibaren bu işlere dahil olmaları lazım. Film çekim aşamasından vizyon sürecine dek etkin bir sosyal medya kullanımı gişeyi de en az %10 etkileyecektir. Tiyatro ve müzik piyasası için de benzer şeyleri söylemek mümkün. Şov ve sanat dünyasında emek veren şahısların da bir an evvel sosyal medyanın getirilerine ayak uydurmaları şart. Yurtdışında çok iyi örnekler var. O da başka bir yazının konusu olsun.

1990’lı yılların sonunda iş dünyasında internete ve sanal aleme yabancı kalan ÜRETİCİlerin birer birer iflas bayrağını çektiklerini, en azından küçülmeye ya da duraklamaya gittiklerine şahit olduk. Günümüzde de yeniliğe kapalı olan ÜRETİCİnin kısa bir süre sonra yok olacağını iddia etmek medyumluk değil elbet. İleri görüşlü, sosyal medyanın kısa ya da uzun vadeli getirilerine kapısını açan ÜRETİCİ, elinde olan TÜKETİCİnin sadakatiyle ve yeni elde edeceği TÜKETİCİnin avantajlarıyla ödüllendirilecek. Aslında her şey o kadar açık ki…

Fırat SAYICI

twitter.com/firatsayici

Posted on 3 Şubat 2014 in Genel

Leave a reply

Back to Top